Çevrimiçi üyeler    
Çevrimiçi üyeler : 0
Çevrimiçi ziyaretçiler : 16
» Görsel Sanatçılar Ansiklopedisi » Çağdaş Türk Sanatçıları » Sanatçı Detayı  
Google Sitede
ÜNLÜ TÜRK SANATÇILARI
GÜNÜMÜZ TÜRK SANATÇILARI
ÜNLÜ YABANCI SANATÇILAR
SANATÇI
İlhami Ümit Erzurumlu
 
«« Geri dön
 

 

İLHAMİ ÜMİT ERZURUMLU
(1974, Koyulhisar-Sivas)

 

17.11.1974 yılında Sivas Koyulhisarda doğdu. Resim merakı ilkokul yıllarında başladı. 12 yaşında Babasının teşvikiyle çeşitli ressamlarımların atölyelerinde başladığı resim çalışmalarına Lise yıllarında da devam etti. 1992 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Böülümünü girdi. 1996 yılında kendi atölyesini kurdu. Öğrencilik yıllarında Mustafa Aslıer ve Fevzi Karakoç tan Özgün Baskı Resim dersleri aldı. 1999 - 2000 senelerinde Kübist eğilimli resimler yapan, daha sonraları asimetri ve Hareket İmgesini resimlerinde kullanmaya başlayan Ümit Erzurumlu ‘‘Son yıllarda ifade tarzım Fütürist bir biçim aldı. Bu bana konu zenginliğinin yanında daha özgür bir alan açtı'' diyor.

 

Sanatçının 1997,1998,1999,2000 senelerende Efes Harabeleri Celcus Kütüphanesinde açtığı üçlü karma sergilerinde Özgün baskı ve Yağlıboya eserleri yirmiden fazla farklı üşkedeki 60 civarı özel koleksiyonla buluşma şansını yakaladı. Yurt içinde de bazı özel koleksiyonlarda resimleri bulunan Sanatçı Halen Maltepedeki atölyesinde resim çalışmalarına devam etmektedir.

 

SANAT GÖRÜŞÜ

 

Müzik ve Matematik kardeş, Rüzgar ve gürültü yakın akrabalarsa, Biz herşeyle akrabayız. Herbir resmimde bütün varlığın soyağacının dallarında gezerek aralarındaki ilişkileri sorguluyorum.

           

Zihnimde düşünceler kelimerle kovalamreaca oynuyorlar sanki. Bir Naturmort, çiçek veya doğa resmi yapmak süreç içerisinde mola değil görünmeyeni ifade edebilmenin bir başka yolu. Enstrüman çalan çizerken müziğin ritmine eşlik ediyor, kavga edenleri çizerken kalp atışlarını duyuyorum. Bir peyzaj çizerkense rüzgarın gürültüsüne karışı çatıların çığlıklarını dinleyebiliyorum.

 

Asimetrik parçalanmalarla oluşan geometrik form ve Hareketl

 

*   *   *

 

"Bir yarış arabası Samothrake Zaferi'nden (bir Yunan heykeli) daha güzeldir."

 

Fütürizm'in kurucusu Filippo Tommaso Marinetti 1900'lü yılların başında böyle söylüyordu. 18. yüzyılda başlayan Sanayi Devrimi'nin yaşam dünyamıza sunduğu makineler, Walter Kiaulehn'in deyişiyle yeryüzünden doğan "demir melekler"dir. Yaşam dünyası, güngün gelişen teknolojinin etkisiyle daha önce kazanılmamış deneyimlere gebedir; sanat dünyası ise, buna insanlık adına yanıt vermeli, yeni yaşamın "vortex"ini açıklayabilmelidir. Oysa binyılların ötesinden gelen ‘yansıma' kuramı bunun araçlarını veremez; sanat anlayışındaki zihinsel kopuş'u İtalyan Fütüristleri gerçekleştirecektir: "Sözcüklerin ahengine ve güzel beğeniye karşı ayaklanmalıyız" derken Rembrandt'ın, Goya'nın, Rodin'in temsil ettiği beğeniyi kasdetmektedirler. Marinetti'nin edebiyat alanında yaptığı radikal çıkış'ı, 1910'da Umberto Boccioni resim alanında ortaya koyacaktır. Carlo Carra, Luigi Russolo, Giacomo Balla ve Gino Severini'yle birlikte imzaladıkları "Fütürist Resmin Teknik Manifestosu" resimde parçaların bütünlüğü'nün (complementarism) mutlak gereklilik olduğunu söyler: şiirdeki serbest vezin, müzikteki çokseslilik gibi...

 

Böylece geçmiş sanatın ölümü ve gelecek sanatın doğuşu gerçekleşmiştir: Fütürizm, yeni dünyanın olguları olan hıza, harekete, dinamizme övgüler düzecektir. Resim ve heykelin formları, çizgileri, renk anlayışları modern yaşamın ‘concetto'suna göre baştan ayağa değişir. Boccioni'nin heykel denemeleri yeni plastik ritimler ortaya koyar, Thayaht'ın bulduğu ‘traiettiva'lar (eğimli pahlar) heykele ‘hareket'in farklı boyutlarını katar. Fütürizm; Kübizm, Dadaizm ve Gerçeküstücülük'le birlikte modern dünyanın teknolojik tasarımlarına, aerodinamik ürünlerine, spora, yelkenciliğe, grafiğe, reklama varıncaya kadar yeni biçimsel dillerin oluşmasında öncülük eder. Fortunato Depero'nun "Bozzetto del costume-maschera per ‘Motolampade"siyle (1929) Kappa'nın kayak giysileri (2002) arasında, veya Fedele Azari'nin "Volo Librato"su (1929) ile bir İtalyan spor giyim markası olan Lotto'nın logosu arasında kurulacak ilişkiler ‘etki'nin nasıl uzun yayılımlı olduğunu göstermektedir.

 

Türkiye'de Fütürist denemeler yapıldı kuşkusuz, ancak  yeterli ‘etki' düzeyine ulaşamadılar. Bu anlamda, Ümit Erzurumlu'nun "Par-ça-lar" Sergisi Türk resminde bilinçli ‘çıkış'lardan birini temsil ediyor. İtalyan Fütürizm'iyle ve Rus Kübo-Fütürizmiyle kurduğu derin bağlarla sanat ortamımızda farklı bakabilmenin kapılarını zorluyor. Ümit Erzurumlu'nun resimlerine mevcut sanat ortamımızın içinden bakarken biraz Goya'nın "Bıçak Bileyicisi"yle Malevich'in "Bıçak Bileyicisi"ne birlikte bakmanın verdiği şaşkınlığı yaşarız. Keskin biçimler ve çizgilerle hıza, harekete, dinamizme verilen yanıt, diğer taraftan yaşamın yıpratıcı hızına, parçalı anların hüznüne doğru eğrilir. Beyrut'a parçalı gerçekliğin penceresinden bakarken bombaların şiddetiyle formların şiddeti buluşur ve Beyrut'u artık başka türlü anımsarsınız; içinize parçaların diliyle kazınmıştır bile. Yalnızlık'ta parçalanmış gerçeklerle kadın bir defa değil, bin defa yalnızdır; başını eline defalarca dayar; köpekler defalarca oturur kalkar önünde. Ümit Erzurumlu, çizgisini geçmişe doğru sürüklemiyor aslında, geçmişten gelen süreğenliği dillendiriyor: modern yaşamın içindeki o vazgeçemediğimiz, yenemediğimiz hızın ve hüznün süreğenliğini koyuyor önümüze.

Sanat her zaman yeni bir dil ve yeni bir form arayışıdır.

Bir duyarlığın gözünde yaşam işte böyle: Par-ça-lı...   

 

Ahmet Hamit Yıldız