Online members    
Online members :
Online guests :
» Turkish Visual Art Encyclopedia » Contamporary Turkish Artists » Artist Detail  
Google In pages
FAMOUS TURKISH ARTISTS
TODAY'S TURKISH ARTISTS
FAMOUS FOREIGN ARTISTS
ARTIST DETAIL
Ayşe ARKÜN
 
«« Back
 


AYSE ARKUN
(1958, Ankara)

She was born in 1958 in Ankara. Graduated from Hacettepe University, Faculty of Fine Arts and Department of Painting.

She is a member of Turkish Fine Arts Works Owner's Carrier Union (GESAM); Ankara Artists Association (ARD); Ankara Womon Painters Association (AKRD); Famale-Art-Meditarrean (FAM) Turkey Group.

Till 2007 she had 9 personal exhibitions and she joined many group exhibitions in Turkey.

 

PERSONAL EXHIBITIONS

 

1997 Ankara, Dedeman Sanat Galerisi

1997 Çanakkale, Devlet Güzel Sanatlar Galerisi

1998 İstanbul, Vakıfbank Feneryolu Sanat Galerisi

1998 Ankara, Vakıfbank Köroğlu Sanat Galerisi

2000 Ankara, Hacettepe Üniversitesi Kültür Merkezi Sanat Galerisi

2000 Aydın-Kuşadası, Pine Bay Otel Konferans Salonu

2007 Ankara, Anart Sanat Galerisi

2009 Ankara, Medya Sanat Galerisi

2009 Antalya, Devlet Güzel Sanatlar Galerisi

2010 Ankara, RC Sanat Galerisi

2010 Ankara, Galeri Z

2011 Ankara, Medya Sanat Galerisi

2012 Ankara, Fırça Sanat Galerisi

 

OTHER ACTIVITIES

 

2007 ArtForum Ankara, 3. Plastik Sanatlar Fuarı

2008 Çağdaş Sanatlar Vakfı (ÇAĞSAV), 8. Ank'Art Sanat Fuarı

2009 Çağdaş Sanatlar Vakfı (ÇAĞSAV), 9. Ank'Art Sanat Fuarı

2009 Çağdaş Sanatlar Vakfı (ÇAĞSAV), Engelsiz Art 2009 Sanat Günleri

2009 TÜYAP, 19. İstanbul Sanat Fuarı

2010 BRHD 40. Yıl Büyük sergisi

 

AYŞE ARKÜN'ÜN GİZEMLİ DÜNYASINDAN SESLER

 

Sanat, bir ulusun insan yanını gösterebildiği için, dinsel ve kültürel sınırlan aşan, bu nedenle de "ben ve sen", "ben ve diğerleri" arasında ölümsüz bir ilişki kuran evrensel bir dildir. Martin Buber'in tanımlamış olduğu gibi, insan kendini ancak "başka insan'a? ve "başka anlam'a doğru aşabilir.

İşte bugün, sergisini açmak onuru taşıdığımız Ayşe Arkün bilim ve sanatın yaşama egemen olduğu dünyamızda., kalıcı bir denge oluşturacak sanatçılarımızdan biridir.
Kendisi üniversiteye başlamadan önce değerli hocalarla çalışarak resme ilk adımını atmıştır. Ayşe Arkün bu doğrultuda dernekleri ve atölyeleri de varoluşunun ayrılmaz parçaları olarak yaşamış ve yaşamaktadır.

Kendisi son çalışmalarında bilyelerle ses vermeye çalışıyor. Bilyeler tek başına da kalabilir, bir araya da gelebilir. Kendilerine özgü hareketlilik içinde özgürdürler. Parlak ve canlı bir zemin üzerinde bilyelerin dansı son derece düşündürücü. Bu anlamlı sahnede, bir yaşam sevinci izliyorsunuz. Kırmızı renk, psikanalitik açıdan, tutkuyu agressiviteyi değil, anlamlı bir umudu, cesareti ifade eder. Bilyeler, diğer renklerin uyumunu, kırmızının cesareti ve umudu sayesinde gerçekleştirebilecektir.

Ayşe Arkün resim sanatı aracılığı ile Anadolu insanını tanımayı da amaç edinmiş, İnebolu, Antalya, Kırşehir, Çanakkale'de birçok karma sergilere katılmıştır. Böylece insanlarla sohbetlerini peyzajlar, natürmortlar ve portreler aracılığıyla gerçekleştirmiş ve her zaman söyleyecek bir şey bulmuştur.

Ben de kendisiyle bir röportaj yapmak, onu psikolojik açıdan incelemek istedim. "Nereden çıktı şimdi bu psikoloji?" Çıkmaz mı, Ayşe Arkün'ün natürmortlarında, portrelerinde, peyzajlarında hem "o" var, hem de "diğerleri"ni temsil eden kişi olarak "ben". İşte bu amaçla, ona "M.M.P.I Kişilik Envanteri" uyguladım. Diğer yandan da örnek olarak ele aldığım tablolarını, psikanalitik açıdan yorumlamaya çalıştım. Bu konudaki ayrıntıları daha sonraki bir yazıya bırakarak, Ayşe Arkün'ün kişilik özelliklerini özetleyebilirim:

Hemen hemen her ulustan, ayrı bir kadın figürü bize Ayşe'nin ne kadar "insancıl" olduğunu kanıtlıyor. Yalnız giysi ve ten rengi değil, resimlerdeki objeler ve yiyecekler de katılıyor bu yoruma: Resimlerde yer alan "çaydanlık, çay bardağı" gibi objeler ve "nar, çay, yumurta" gibi yiyecekler toplum severliğin, hümanist olmanın önemli belirtilerindendir. M.M.P.I Testi'nde de söz konusu verilere rastlıyoruz. Özetlersek, Ayşe Arkün, her bakımdan sağlıklı ve bu doğrultuda yaşamaya önem veren bir kimse.

Günlük yaşamında, son derece çalışkan, yaratıcılığına temel oluşturan hayallerini sağlıklı biçimde kullanan; diğer insanlarla ilişkilerinde özgüvenli, sevmek kadar sevilmeye önem veren, çabuk incinmeyen bir "kişilik" kuşkusuz, Martin Buber'in ifade ettiği gibi, "Ben-Sen" ilişkisi içinde gerçekleştirilebilir.

Ayşe Arkün, yeni şeyler öğrenmekten de büyük haz almaktadır: "Hiç görmediğim yerlere gitmekten, yeni şeyler öğrenmekten çok hoşlanırım". Neşelidir, candandır, insancıldır: "Hatalı davranışlarını görsem bile insanlara arkadaşça davranabilirim", "Hiçbir neden yokken kendimi çok neşeli hissettiğim zamanlar olur".

Dahası da var: "Eğer bana fırsat verilirse, dünya için çok yararlı işler yapabilirim".
Görüldüğü gibi ressam Ayşe Arkün'ün en önemli malzemesi "insandır". Toplumun kültürel değerlerini belirlemek, onları geliştirmek için sanatın desteklenmesi doğrultusunda daha ne yapıtlar bekliyoruz kendisinden.

Yolun açık olsun Ayşe Arkün...

Bir şairimizin dediği gibi;
"O gider, bu gider, şu gider, Dostluk, sen yanı başımızda kalırsın."

 

Prof. Dr. Neriman Samurçay