Çevrimiçi üyeler    
Çevrimiçi üyeler : 0
Çevrimiçi ziyaretçiler : 27
» Görsel Sanatçılar Ansiklopedisi » Usta Türk Sanatçıları » Sanatçı Detayı  
Google Sitede
ÜNLÜ TÜRK SANATÇILARI
GÜNÜMÜZ TÜRK SANATÇILARI
ÜNLÜ YABANCI SANATÇILAR
SANATÇI
Zeki Faik İZER
 
«« Geri dön
 


ZEKİ FAİK İZER
(İstanbul, 15 Nisan 1905- İstanbul, 12 Aralık 1988)

İlk resim eğitimini ilkokul sıralarında Agah Efendi'den aldı. 13 yaşında şiir yazmaya başladı. Şiirleri İnsan ve Akbaba dergilerinde yayımlandı. 1923'de Sanayi-i Nefise Mekteb-i ?lisi'ne girdi, temel sanat eğitimini Hikmet Onat'tan aldı. İbrahim Çallı Atölyesi'ne girdi. 1928'de Avrupa sınavını kazanarak Paris'e gitti. Andre Lhote ve Emile-Othon Friesz Atölyelerine devam etti. Paris Güzel Sanatlar Yüksek Okulu'nda fresk ve seramik çalıştı. 1930'da Grand Palais "Sonbahar Sergisi"nde bir natürmortu sergilendi.

1928-1932 yılları arasında Paris'te eğitim gören İzer, 1932'de Gazi Eğitim Enstİtüsü'ne resim öğretmeni oldu. Kısa süre sonra Atatürk Erkek Lisesi'ne atandı. İstifa ederek İstanbul'a döndü. 1933'de D Grubu kurucuları arasına katıldı. 1934'de ikinci kez Paris'e gitti, iki yıl kaldı.

1937'de İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi fotoğraf atölyesine girdi. 1939'da CHP tarafından düzenlenen Yurt Gezileri kapsamında Eskişehir'e gitti. 1945'de İsmail Oygar Galerisi'nde ilk kişisel sergisini açtı. Çeşitli sergilere katıldı, duvar resmi uygulamaları yaptı.

1948-1952 yılları arasında İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Müdürlüğü ve Resim Bölümü Başkanlığı yaptı. 1949'da İncelemelerde bulunmak üzere Fransa, Almanya ve İtalya'ya gitti.
1951'de Türk Sanat Tarihi Enstitüsü'nü kurdu. Çeşitli dergilerde sanat üzerine yazıları yayımlandı. 1968'de emekliye ayrıldı, Akademi'de adına bir sergi düzenlendi. Bu onun 13 üncü kişisel sergisiydi. 1971- 1984 yılları arasında yaşamını Paris'te sürdürdü.

İlk yıllarda hocası Çallı'nın etkisiyle izlenimciliği denedi, bir süre gerçekçi ve doğaya bağlı olarak çalıştı. Paris'teki öğrencilik yıllarında Kübizm ve Ekspresyonizm etkilerini sanatında ölçülü bir biçimde uyguladı. Romantikleri inceledi. 1960'lardan sonra müzik ve resimde ritm ilişkisini öne çıkaran lirik soyutlamalara yöneldi. Resimde desen yapısından çok piktüral ve içsel olanı önemsedi. Yapıtlarında duyarlı bir ataklık ve içtenlik görülür.


1976'dan sonra televizyon ekranından çalıştığı desen ve resimlerinde devinimsel olanın ritmini ve hızını dışavurumcu bir yaklaşımla ele aldı. Devinim ve ritmi resimsel kılmak istedi. Bu yıllarda kolaj denemeleri yaptı. Başlangıçtan beri, konuyu sanat yapıtının ancak çıkış noktası olarak gördü, amaç edinmedi. Doğanın ritmini, çelişkilerini, karşıtlıkların uyumunu anlatmak istedi. Doğu-Batı etkilenimini de karşıtlıkların uyumu, devinimi ya da ritmi olarak kullanmak istedi. Çin ve Japon sanatlarından etkilendi.