Çevrimiçi üyeler    
Çevrimiçi üyeler : 0
Çevrimiçi ziyaretçiler : 61
» Görsel Sanatçılar Ansiklopedisi » Usta Türk Sanatçıları » Sanatçı Detayı  
Google Sitede
ÜNLÜ TÜRK SANATÇILARI
GÜNÜMÜZ TÜRK SANATÇILARI
ÜNLÜ YABANCI SANATÇILAR
SANATÇI
Ercan GÜLEN
 
«« Geri dön
 


ERCAN GÜLEN
(1932, İstanbul - 2013, Ankara)

 

1960 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Resim Bölümü'nden mezun oldu.

 

Akademi dünyanın en güzel konumunda Boğaz kıyısında bütün romantizmi yüklenmiş... Kadıköy'den Karaköy'e vapurlarla geçişlerin Ercan Gülen üzerinde bıraktığı etkiyi 1987'den sonra, yandan çarklıların, bol dumanlı boğaz vapurlarının tek kalıp çok renk linol baskılarında görüyoruz.

 

Sanatçı, Paris'i düşlerken kendini 1968 senesinde New York'ta buldu. Boston, Milvvaukee, Chicago, Washington, D.C., Baltimore müzelerinde ilk defa dünya sanatının orijinallerinden izliyor ve sonsuz görsel bir hazza kavuşuyordu.

 

1968-76 yılları arasında ABD'de çeşitli okullarda resim öğretmenliği ve duvar grafikleri yaptı, sergiler açtı. Ayni okuldaki Fransızca öğretmeniyle evlendi ve bir kızları oldu. 1976 senesinde Türkiye'ye döndüler.

 

1987-91 yılları arasında Bilkent Üniversitesinde sanat analizi dersleri verdi. Birleşmiş Ressamlar Heykeltraşlar Derneği başkanlığı yaptı. Sanat gazetesi çıkardı. 1997 Ermenistan'a grup sergisi, 1998 Kazakistan'a Türk ressamlarının sergisini, 2000 tarihinde Atina'ya bir grup sergisi götürdü. 32. kişisel sergi açan sanatçı çok sayıda grup sergisine katıldı. Ayrıca, Ercan Gülen Sanat Kurumunun 2007- 2008 yılı plastik sanatlar ödüllerinde baskı resim dalında yılın sanatçısı seçildi.

 

Sanatını, yaşam seyrinin dolu dolu ve heyecanlı geçmesinin bir vasıtası olarak tanımlayan sanatçı, 1 Mart 2013 tarihinde Ankara'da vefat etmiştir.

 

ERCAN GÜLEN'İN YAŞAM NOTLARI

 

Üzerinde yaşadığımız kentin sanatsal kimliğini veren, içinde barındırdığı sanatçılardır. Onların çalışmalarıyla dolar, varlıklarıyla eksilen yanlarımızı bütünleriz. Aynı doğayı paylaşsak bile her birinin kendine özgü düşleri, birbirine benzemeyen dünyaları olduğu bilinmez değildir. Bakış açıları ne denli ayrı olsa da, farklı kaynaklardan beslenen bu adlar bizler için birer zenginlik kaynağıdır sonuçta.

     

Ercan Gülen'in resmini bu bağlam içinde ele almak gerekiyor. Güzel Sanatlar Akademisi'nde Nurullah Berk atölyesini bitirdiği 1960 yılından bu yana -bir süre bulunduğu Amerika'yı saymazsak- sanatıyla, Ankara ortamında yer almıştır. O'nun yaşadığı ve düşüncelerinin gerçeğe dönüştürüldüğü yer de burası olmuştur doğallıkla.    

     

Gülen'in sanatı, iki ayrı kanalda ilerleyen bir yapı özelliği gösterir.  Bu ikili yapı, onun, yağlıboya yanında linolyum baskıda tek kalıp çok renk tekniğini uygulamasından kaynaklanır.  Bizde çok bilinmeyen söz konusu teknik, hazırlık gerektiren ön çalışma sırasında geri dönüşü olmayan bir özellik taşıması açısından oldukça zor bir süreci kapsar. Kimi tek renkli çalışmalar yapsa da, sanatçıya asıl ününü verenin bu baskı tekniği olduğu, konuyla ilgili herkesin bildiği bir gerçekliktir.

     

Galeri Akdeniz'de açılan sergisini gezerken, yağlıboya olsun, baskı resimler olsun, yıllar içinde oluşmuş aynı bakış açısının birikimini izlemek olası. Bilincini besleyen İstanbul düşleri elbette en geniş yeri kaplıyor yine. Bıkıp usanmadan işlenen İstanbul vapurlarını, dumanlarını savururken işlemek büyük bir keyif sanatçımız için. Kalabalıklarla dolup taşan iskeleler, gerisine sıkıştırılmış kent görünümlerini bütünleyen bir yapı gösteriyor. Bunlar dışında, sanatçının günlük yaşamına yansımış çok sayıda sıradan olayın nasıl birer görsel imgeye dönüştüğünün izleri de sürülebilir sergisinde. Örneğin, satranç oyunu çevresinde zenginleşen düzenlemelerin, çeşitleme anlayışı için iyi bir örnek olduğunu söylememek doğru değildir.

     

Sanatta belirleyici olanın, konu dışındaki ölçütler olduğunu söylemeye gerek var mı? Her sanatçı için, yaratıcılığını besleyen bir ana kaynak bulunduğu gerçektir. O gerçeklikten yola çıkarak ortaya konan yapıtlar bir süre sonra yaratıcısının gözüyle bakılan bir yeni dünyayı öğretir bizlere.  Sanatçının biçemi ve renk anlayışıyla kurgulanmış bir pencereden bakmaya başlanır artık. Günümüzde bulunduğu çevreden ne denli ayrıntıları bize aktarsa da, sanatçının vazgeçemediği ana konu İstanbul'dur. Dönüp dolaşıp kent ulaşımının vazgeçilmezi vapurları işlemenin başka bir açıklaması olabilir mi yoksa? Onları, İstanbul'a kimliğini veren başka yapı elemanlarıyla birlikte birer resimsel öğeye dönüştüren anlayışın gerisinde sağlam bir sanatsal bakış açısının yattığını yadsımak olanaksızdır. Yılların birikimiyle oluşmuş yapıtların bir de bu gözle görülmesinde sayılamayacak yararlar bulunduğunu bilelim.  

 

A.CELAL BİNZET

 

(CUMHURİYET ANKARA, 28 Ocak 2011, Sayı: 343)