Çevrimiçi üyeler    
Çevrimiçi üyeler :
Çevrimiçi ziyaretçiler :
» Görsel Sanatçılar Ansiklopedisi » Usta Türk Sanatçıları » Sanatçı Detayı  
Google Sitede
ÜNLÜ TÜRK SANATÇILARI
GÜNÜMÜZ TÜRK SANATÇILARI
ÜNLÜ YABANCI SANATÇILAR
SANATÇI
Üsküdarlı CEVAT
 
«« Geri dön
 

 

ÜSKÜDARLI CEVAT
(İstanbul, 1870- İstanbul, 1939)

Harbiye'yi piyade subayı olarak 1892'de bitirdi. Kuleli İdadisi'nde öğrenciyken, ?Kuleli'nin Ressamı'' adıyla ün yapmıştı. Edirne'de başlayan subaylık yaşamı boyunca değişik yöreleri gezdi. Yunan savaşına katıldı, İzmir ve Selanik'te bulundu. Yemen çöllerine gitti. Bu yörelerden yaptığı suluboya resimleri, onun etüt, araştırma ve gözleme büyük önem verdiğini kanıtlar. Sami Yetik, onun bu dönem resimleri için şunları yazmaktadır: ?'Edirne'den başlayan zabitlik hayatında Meriç vadilerinin tabii güzelliklerini, iştirak ettiği Yunan muhaberesinde Tırhala ve Yenişehir'in tarihi parçalarını, İzmir ve Selanik'te geçirdiği zamanlarda, oraların pitoresk köylerini, Yemen'de devam eden seneleri, ateşli iklimlerin parlak renklerini etütten hali kalmamıştır. Gezdiği, gördüğü yerlerin sayısız hatıralarıyla dolu albümleri, onun hummalı mesaisini gösteren birer sanat vesikasıdır.''

1932 yılının aralık ayında, İstanbul-Beyoğlu'nda kişisel bir sergi açmış, ertesi yıl Ankara Halkevi'nde yeni bir sergi daha düzenlemiştir. Türk Ressamlar Cemiyeti'nin kurucu üyelerindendir. Emekli olduktan sonra Maltepe ve Kuleli Liselerinde, Çamlıca Kız Lisesi'nde resim öğretmenliği yapmış ve pek çok öğrenci yetiştirmiştir.

Göğüs hastalığından ölmüştür. Mezarı Karacaahmet'tedir. Pertev Boyar, Üsküdarlı Cevat'ı, Hoca Ali Rıza okulunun bir üyesi sayar ve ona gerçekçi ressamlar arasında yer verir. 1918'de Viyana'da açılan uluslararası sergiye, Büyükada adlı bir tablosuyla katılmış ve övgü kazanmış olan Üsküdarlı Cevat, gene Pertev Boyar'ın deyimiyle ?'yeşil ovaları, dumanlı dağları, çöllerin kızgın kumlarını, kızıl ve koyu mavi semasını ?' bize tanıtır ve bu yönüyle değişik yörelerin, iklimlerin manzaralarını sunar.

Üsküdarlı Cevat, asker ressamların ikinci kuşak temsilcileri arasında yer alır ve çağdaş Türk resminde, birinci kuşağın getirdiği doğacı-gerçekçi sanat anlayışını sürdürür. Daha çok da usta bir suluboya ressamı olarak, bu tekniğin Türkiye'deki öncüleri arasında yer alır.