Çevrimiçi üyeler    
Çevrimiçi üyeler : 0
Çevrimiçi ziyaretçiler : 17
» Görsel Sanatçılar Ansiklopedisi » Usta Türk Sanatçıları » Sanatçı Detayı  
Google Sitede
ÜNLÜ TÜRK SANATÇILARI
GÜNÜMÜZ TÜRK SANATÇILARI
ÜNLÜ YABANCI SANATÇILAR
SANATÇI
İsmail ALTINOK
 
«« Geri dön
 


İSMAİL ALTINOK
(1920, Burdur - 2002 Ankara)

 

İsmail Altınok

 

1920 yılında Burdur'da doğdu. 1943 de Gazi Eğitim Enstitüsü Resim Bölümü'nü bitirdi. 1943'de ilk kez Devlet Resim vo Heykel Sergisi'ne katılarak sanat yaşamına başladı. Çeşitli okullarda öğretmenlik yapan sanatçı 1973 yılında emekli oldu.


İlk yıllarında toplumcu gerçekçi ve kübik resimler, daha sonra soyut dışavurumcu ve geometrik soyut resimler yapan İsmail Altınok, son yıllarda çağdaş figüratif çalışmaktadır. 1950 yıllarından itibaren çeşitli dergi ve gazetelerde sergi eleştirileri ve inceleme yazıları yazan Altmok'un; "Bugünkü Türk Resim" (1971), "Yeni Resim-İş Dersleri" (1975) ve "Bir Ressam'ın Notları" (1980) isimli üç kitabı basılmıştır.


Coşkulu ve hareketli bir sanat yaşamının 50. yılını kutlayan sanatçı 20'den fazla karma sergiye katılmış Monaco Uluslararası Resim Sergisi'nde ve Hindistan'da açılan Çağdaş Türk Sergisi'nde yapıtları yer almıştır.


1943' de öğrenciliği sırasında Ankara Halkevi Amatörler Resim Yarışması'nda 2.lik ödülü almış, Devlet Sergilerinde 1954'de en yüksek puanı alan tablosu Bakanlıkça satın alınmış, 1959'da 2. lik 1975'de Başarı ödülü almış olup, Ankara, İstanbul ve İzmir Devlet Resim Heykel Müzelerinde eserleri yeralmaktadır.

 

ÖDÜLLER

1943 Ankara Halkevi Resim Yarışması (İkincilik Ödülü)
1959 20.DRHS (Resim Dalı İkincilik Ödülü)
1975 36.DRHS (Başarı Ödülü)

 

KİŞİSEL SERGİLER

 

1948 Devrim İlkokulu - Ankara
1949 Halkevi - Eskişehir

1951 Maya Galerisi - İstanbul 1953 - Maya Galeris - İstanbul
1960 Milli Küthüphane Galerisi - Ankara

1969 Devlet Güzel Sanatlar Galerisi - Ankara

1975 Taksim Sanat Glerisi - İstanbul

1975 OR-AN Sanat Galerisi - Ankara
1982 Pedil Sanat Galerisi - Ankara
1983 Sanat Yapım Galerisi - Ankara
1985 Türk - Amerikan Derneği Galerisi - İzmir

1985 Doku Sanat Galerisi - Ankara
....... İstanbul Vepa Galerisi

1989 Şekerbank Sanat Galerisi - Ankara
1991 Arda Sanat Galerisi - Ankara
1992 Güzel Sanatlar Galerisi - Burdur

1992 Oluşum Sanatevi - Ankara

1994 Soyut Sanat Galerisi - Ankara

1995 Doku Sanat Galerisi - Ankara

1996 Halkbank Sanat Galerisi - Ankara 

1997 Soyut Sanat Galerisi - Ankara 

1998 Devlet Güzel Sanatlar Galerisi - Burdur

2001 İş Bankası Sanat Galerisi (retrospektif)


Burdur ve Kıbrıs'tan yaptığı ilk dönem peyzajlarında, izlenimci bir renk tekniği ve serbest bir yorum anlayışı ağır basar. Daha sonraki dönem çalışmalarında da bu anlayışı, renkçiliğin yoğunlaştığı bir çizgide sürdürür.

 

 *   *   *

 

SANATIN YAPISAL TABANI ÜZERİNDE


Sanat yaşamı yarım yüzyılı bulan İsmail Altınok'a ait, benim bilebildiğim en eski resim, S, Ergi'nin koleksiyonunda yer almaktadır, Bir kahvehane atmosferi içinde, soba başında ısınan ve sohbet eden Anadolu insanlarının, 1940 dönemi resmine özgü istif ve kompozisyon beğinsiyle yansıtıldığı bu yapıt ve onun hemen arkasından gelen Burdur peysajları, Altınok'un sanat kariyerindeki ilk çıkışların, yöresel nitelikler üzerine kurulu olduğunu ortaya koymaktadır, Özellikle Burdur peysajları, Altınok'un 19601ı yıllarda, giderek olgunlaşma çizgisine varan, duyarlı bir renk ve leke anlayışını belgeleyen işler olarak, o dönemde ve daha sonraki yıllarda dikkat çekmiştir, Onun, doğup büyüdüğü yörenin görünümlerini konu aldığı bu diziyi, 1940larda resim sanatımıza köklü bir aşı karakterini taşıyan yurt manzaraları dönemiyle bağlantılı görmek yanlış olmaz, ismail Altınok, o resimlerinde doğaya, çevre gözlemiyle çatışacak bir beğeni düzeyinde yaklaşmaz, Burdur'un gri ve beyaz lekelerin egemenliğini yansıtan doğasını, kendi izlenimlerinin içten etkisiyle birleştirir, herhangi bir zorlayıcı öğenin varlığına fırsat vermez, Elindeki fırçanın serbest tuşlarıyla biçimlendirdiği görünümleri, kendi koşulları içinde yoğunlaşan re-simsel (görsel) bir olguyla bütünleştirir, Aynı dönem resimlerinde figür de karışır zaman zaman4 bu diziye, ama ağırlıklı yaklaşım peysaja yöneliktir, Gerek bu yaklaşım, gerekse manzaranın izlenimi ön plana çıkaran görüntüsü, Altınok'un çıkışına olanak veren Burdur resimlerinin, izlenimci teknik doğrultusunda spontan bir palete dayandığını göstermekteydi,


Ancak bu resimler, daha yeterince doygunluk düzeyine ulaşmadan, İsmail Altı-nok'un kesin bir dönüşüm yaparak, onların tam karşıtı olan geometrik-soyut bir çizgiyi benimser göründüğü 19701i yıllara geliyoruz, Altınok, bu dönem yazılarında da savunduğu bir görüş çerçevesinde, doğa kökenli resmin işlevini tamamladığı, Türk resminin yeni akım ve eğilimlerle bütünleşmekte geç kaldığı inancındadır. Bunun sorumlusu olduğunu öne sürdüğü sanatçıları, suçlayıcı bir dil kullanarak sorumlu tutar. Bu tür yazıların, o dönem çalışmaları için kuramsal bir savunma mekanizması geliştirme isteğinden kaynaklandığı söylenebilir,


Her ne ise, Altınok için gerilimli bir dönemdir bu, Altınok'un, savunduğu görüşler paralelinde, tablonun yüzeyini çaprazlama kesen düz renk kuşaklarıyla, bir çeşit "Op-art" estetiğini çağrıştıran geometrik illüzyon olanaklarını dener göründüğü bu dönem resimleri, bir önceki dönemin Burdur peysajları yanında, "kurgusal" bir araştırma olarak dikkat çeker, Altınok'un bu sürpriz dönüşü, daha önce Nuri İyem'in, 1950lerde figür ve doğa kaynaklı bir resmi bırakarak soyutçuluğa yöneldiği dönemini anımsatır, Arada aşağı yukarı yirmi yıllık bir zaman dilimi vardır, Ancak Nuri İyem, 1960'larda bu dönemi noktalamak gereği duymuş ve yeniden figüre bağlı bir estetiğin temelleri üzerinde geliştirmeye devam etmişti resmini bilindiği gibi, ismail Altınok'ta da bu tür bir dönüşüme tanık oluyoruz; o da, şimdi Emlak Bankası Sanat Galerisi'nde sergilemekte olduğu resimlerinden de anlaşılacağı üzere, yeniden Burdur peysajlarının izlenimci leke esprisini akla getiren, esnek bir resim anlayışına dönmüştür, Ne var ki bu dönüşün, soyut resmi büsbütün unutturduğu da söylenemez, İsmail Altınok, bu sergisinde yol boyunca uzayan ağaçları, sürülmüş tarlaları, ağaçlar arasından görünen kırmızı çatılı evleri, yaz mevsiminin rehavetini yansıtan kır görünümlerini, mavi gökyüzlerini, ağaç gölgesine sığınmış arabaları konu aldığı peysaj ağırlıklı resimlerin arasına, geometrik çizgide olmasa bile, lekeci doğrultuda soyut iki resim koymakta tereddüt etmiyor, Hemen belirtelim ki, bu resimler, aynı düzeydeki eski çalışmalarından, peysa-ja yıkın duran görünümleriyle ayrılıyorlar, Peysajlardaki lekeci olgunun, bu resimlere, figürü geri plâna iten, ama katı olmayan bir duyarlık doğrultusunda katıldığı görülebiliyor, Resmin doğacı ya da doğa-dışı olması, bu sergiyi oluşturan resimler için kesin bir ayrım ölçütü olarak değerlendirilemez, Böylece Altınok'un, bu kez daha türdeş bir doğrultuda, espriyi egemen kılmayı amaçlayan bir görüşe yöneldiği söylenebilir,


Serginin uyandırdığı ilk izlenim, İsmail Altınok'un gene manzara ağırlıklı ve izlenim-sel nitelikli bir resme sahip çıktığı yönündedir, Ancak bu kez, Burdur peysajları dönemine göre, fırçanın daha araştırıcı bir görüş doğrultusunda kullanıldığına tanık olmaktayız, İzlenimci resmi biçimlendiren açıkhava derinliği, akıcı ve titreşimli renk görüşü, duyu verilerine dayalı biçim saptaması, yeni peysajlar için de geçerli olmakla beraber, konuyu yöre manzarası ile sınırlı tutmama isteğinin de etkisiyle, renkçiliğin özgür bir tonda kullanımı da söz konusudur,


İsmail Altınok'un yeni resimleri, sanatta eski-yeni çatışmasının, sanatın özüyle ve genel yapısıyla çelişmeyecek olgular üzerine kurulu olduğu gerçeğine, bizi bir kez daha götürmektedir.

 
Kaya ÖZSEZGİN