Online members    
Online members : 0
Online guests : 6
» Turkish Visual Art Encyclopedia » Master Turkish Artists » Artist Detail  
Google In pages
FAMOUS TURKISH ARTISTS
TODAY'S TURKISH ARTISTS
FAMOUS FOREIGN ARTISTS
ARTIST DETAIL
İsmail ALTINOK
 
«« Back
 


ISMAIL ALTINOK
(Burdur,1920-Ankara, 2002)


İsmail Altınok


He graduated from GEE Art Department in 1943 after his graduation from Izmir Teachers' School as a Painter/Pedagogue and as a student of Abidin Elderoglu. On one hand he was working as a teacher in various schools in Trakya, Eskisehir and Ankara, on the other hand he had some efforts to extend his knowledge and manners of art in culture centres such as Paris and Rome. His subjects in his paintings were Anatolian village and country life in its atmosphere that he also witnessed closely in his life- His first exhibition was in 1948 in Ankara. In 1970, he trended to abstract painting, and he became a real defender of this art. He wrote articles on art and exhibition critics in newspapers and magazines. He collected his ideas about art in such books;" Bugunku Turk Resmi1' (1971), "Yen! Resim-iş Dersleri" (1975), "Bir Ressamm Notlan/Turk Resminin Sorunlan" (1980) including his firm critics ot artist, art institutes, administration of art and his comments and radio dialogues and various writings- After 1980's he returned to Burdur landscape and nature paintings again, and until his death he continued his nature task consisting of spontaneous impressions and sometimes abstraction traces. He was rewarded two times State Painting and Sculpture Exhibition Prize by his works.

AWARDS

1943 Ankara Halkevi Resim Yarışması (İkincilik Ödülü)
1959 20.DRHS (Resim Dalı İkincilik Ödülü)
1975 36.DRHS (Başarı Ödülü)

 

PERSONAL EXHIBITIONS

 

1948 Devrim İlkokulu - Ankara
1949 Halkevi - Eskişehir

1951 Maya Galerisi - İstanbul 1953 - Maya Galeris - İstanbul
1960 Milli Küthüphane Galerisi - Ankara

1969 Devlet Güzel Sanatlar Galerisi - Ankara

1975 Taksim Sanat Glerisi - İstanbul

1975 OR-AN Sanat Galerisi - Ankara
1982 Pedil Sanat Galerisi - Ankara
1983 Sanat Yapım Galerisi - Ankara
1985 Türk - Amerikan Derneği Galerisi - İzmir

1985 Doku Sanat Galerisi - Ankara
.....  İstanbul Vepa Galerisi

1989 Şekerbank Sanat Galerisi - Ankara
1991 Arda Sanat Galerisi - Ankara
1992 Güzel Sanatlar Galerisi - Burdur

1992 Oluşum Sanatevi - Ankara

1994 Soyut Sanat Galerisi - Ankara

1995 Doku Sanat Galerisi - Ankara

1996 Halkbank Sanat Galerisi - Ankara 

1997 Soyut Sanat Galerisi - Ankara

1998 Devlet Güzel Sanatlar Galerisi - Burdur 

2001 İş Bankası Sanat Galerisi (retrospektif)

 

 *   *   *

 

SANATIN YAPISAL TABANI ÜZERİNDE


Sanat yaşamı yarım yüzyılı bulan İsmail Altınok'a ait, benim bilebildiğim en eski resim, S, Ergi'nin koleksiyonunda yer almaktadır, Bir kahvehane atmosferi içinde, soba başında ısınan ve sohbet eden Anadolu insanlarının, 1940 dönemi resmine özgü istif ve kompozisyon beğinsiyle yansıtıldığı bu yapıt ve onun hemen arkasından gelen Burdur peysajları, Altınok'un sanat kariyerindeki ilk çıkışların, yöresel nitelikler üzerine kurulu olduğunu ortaya koymaktadır, Özellikle Burdur peysajları, Altınok'un 19601ı yıllarda, giderek olgunlaşma çizgisine varan, duyarlı bir renk ve leke anlayışını belgeleyen işler olarak, o dönemde ve daha sonraki yıllarda dikkat çekmiştir, Onun, doğup büyüdüğü yörenin görünümlerini konu aldığı bu diziyi, 1940larda resim sanatımıza köklü bir aşı karakterini taşıyan yurt manzaraları dönemiyle bağlantılı görmek yanlış olmaz, ismail Altınok, o resimlerinde doğaya, çevre gözlemiyle çatışacak bir beğeni düzeyinde yaklaşmaz, Burdur'un gri ve beyaz lekelerin egemenliğini yansıtan doğasını, kendi izlenimlerinin içten etkisiyle birleştirir, herhangi bir zorlayıcı öğenin varlığına fırsat vermez, Elindeki fırçanın serbest tuşlarıyla biçimlendirdiği görünümleri, kendi koşulları içinde yoğunlaşan re-simsel (görsel) bir olguyla bütünleştirir, Aynı dönem resimlerinde figür de karışır zaman zaman4 bu diziye, ama ağırlıklı yaklaşım peysaja yöneliktir, Gerek bu yaklaşım, gerekse manzaranın izlenimi ön plana çıkaran görüntüsü, Altınok'un çıkışına olanak veren Burdur resimlerinin, izlenimci teknik doğrultusunda spontan bir palete dayandığını göstermekteydi,


Ancak bu resimler, daha yeterince doygunluk düzeyine ulaşmadan, İsmail Altı-nok'un kesin bir dönüşüm yaparak, onların tam karşıtı olan geometrik-soyut bir çizgiyi benimser göründüğü 19701i yıllara geliyoruz, Altınok, bu dönem yazılarında da savunduğu bir görüş çerçevesinde, doğa kökenli resmin işlevini tamamladığı, Türk resminin yeni akım ve eğilimlerle bütünleşmekte geç kaldığı inancındadır. Bunun sorumlusu olduğunu öne sürdüğü sanatçıları, suçlayıcı bir dil kullanarak sorumlu tutar. Bu tür yazıların, o dönem çalışmaları için kuramsal bir savunma mekanizması geliştirme isteğinden kaynaklandığı söylenebilir,


Her ne ise, Altınok için gerilimli bir dönemdir bu, Altınok'un, savunduğu görüşler paralelinde, tablonun yüzeyini çaprazlama kesen düz renk kuşaklarıyla, bir çeşit "Op-art" estetiğini çağrıştıran geometrik illüzyon olanaklarını dener göründüğü bu dönem resimleri, bir önceki dönemin Burdur peysajları yanında, "kurgusal" bir araştırma olarak dikkat çeker, Altınok'un bu sürpriz dönüşü, daha önce Nuri İyem'in, 1950lerde figür ve doğa kaynaklı bir resmi bırakarak soyutçuluğa yöneldiği dönemini anımsatır, Arada aşağı yukarı yirmi yıllık bir zaman dilimi vardır, Ancak Nuri İyem, 1960'larda bu dönemi noktalamak gereği duymuş ve yeniden figüre bağlı bir estetiğin temelleri üzerinde geliştirmeye devam etmişti resmini bilindiği gibi, ismail Altınok'ta da bu tür bir dönüşüme tanık oluyoruz; o da, şimdi Emlak Bankası Sanat Galerisi'nde sergilemekte olduğu resimlerinden de anlaşılacağı üzere, yeniden Burdur peysajlarının izlenimci leke esprisini akla getiren, esnek bir resim anlayışına dönmüştür, Ne var ki bu dönüşün, soyut resmi büsbütün unutturduğu da söylenemez, İsmail Altınok, bu sergisinde yol boyunca uzayan ağaçları, sürülmüş tarlaları, ağaçlar arasından görünen kırmızı çatılı evleri, yaz mevsiminin rehavetini yansıtan kır görünümlerini, mavi gökyüzlerini, ağaç gölgesine sığınmış arabaları konu aldığı peysaj ağırlıklı resimlerin arasına, geometrik çizgide olmasa bile, lekeci doğrultuda soyut iki resim koymakta tereddüt etmiyor, Hemen belirtelim ki, bu resimler, aynı düzeydeki eski çalışmalarından, peysa-ja yıkın duran görünümleriyle ayrılıyorlar, Peysajlardaki lekeci olgunun, bu resimlere, figürü geri plâna iten, ama katı olmayan bir duyarlık doğrultusunda katıldığı görülebiliyor, Resmin doğacı ya da doğa-dışı olması, bu sergiyi oluşturan resimler için kesin bir ayrım ölçütü olarak değerlendirilemez, Böylece Altınok'un, bu kez daha türdeş bir doğrultuda, espriyi egemen kılmayı amaçlayan bir görüşe yöneldiği söylenebilir,


Serginin uyandırdığı ilk izlenim, İsmail Altınok'un gene manzara ağırlıklı ve izlenim-sel nitelikli bir resme sahip çıktığı yönündedir, Ancak bu kez, Burdur peysajları dönemine göre, fırçanın daha araştırıcı bir görüş doğrultusunda kullanıldığına tanık olmaktayız, İzlenimci resmi biçimlendiren açıkhava derinliği, akıcı ve titreşimli renk görüşü, duyu verilerine dayalı biçim saptaması, yeni peysajlar için de geçerli olmakla beraber, konuyu yöre manzarası ile sınırlı tutmama isteğinin de etkisiyle, renkçiliğin özgür bir tonda kullanımı da söz konusudur,


İsmail Altınok'un yeni resimleri, sanatta eski-yeni çatışmasının, sanatın özüyle ve genel yapısıyla çelişmeyecek olgular üzerine kurulu olduğu gerçeğine, bizi bir kez daha götürmektedir.

 
Kaya ÖZSEZGİN